İstanbul’un en canlı kavşaklarından birinde, Mecidiyeköy’ün ışıklı caddelerinde yürürken içimde hep bir kıpırtı oluyor. Trump Towers’ın gölgesinden Levent metrosuna doğru inerken bile bedenim, karşıma çıkacak yeni bir dokunuşun heyecanını taşıyor.
Bir kapı açıldığında ilk duyulan şey, tenimdeki sıcak vanilya kokusu oluyor; sonra kısa boylu, dolgun hatlarım ve Rus tenimin yumuşaklığı devreye giriyor. Ellerim yavaş yavaş omuzlardan aşağı kayarken, saatler bir anda uzuyor, istekler daha da derinleşiyor. Gecenin en yoğun saatlerinde bile yanınızda olmak için her şeyi ayarlıyorum, çünkü ben zamanı değil, arzuyu yönetiyorum.
Şimdi kapıyı aralamaya hazırsan, seni bekliyorum.
